Aşının yan etkileri bu kadar vurgulanırsa: 'Bu bir iletişim kâbusu...'

Pandemi günlerinin geride kalması için aşılar son derece önemli. Ancak hızla kullanıma sunulan aşıların yan etkilerine rastlanma oranı çok düşük olsa da bunların yarattığı etki devasa oluyor. Uzmanlar bu durumu 'İletişim kâbusu' olarak tanımlıyor. Peki ne yapmak lazım?

PAYLAŞ
Aşının yan etkileri bu kadar vurgulanırsa: 'Bu bir iletişim kâbusu...'
Pandemi günlerinin geride kalması için aşılar son derece önemli. Ancak hızla kullanıma sunulan aşıların yan etkilerine rastlanma oranı çok düşük olsa da bunların yarattığı etki devasa oluyor. Uzmanlar bu durumu "İletişim kâbusu" olarak tanımlıyor. Peki ne yapmak lazım?
Haber Markaj - Haber Markaj

Koronavirüs ile mücadelede toplumsal bağışıklığa giden en kolay ve en güvenilir yol olan aşılar dünya çapında hızla uygulanıyor. Ancak aşı karşıtları, koronavirüs inkarcıları ve komplo teorisyenleri ise en az sevkiyat ve üretim problemleri kadar ülkelerin karşısında bir engel olarak durmakta.

En son nisan ayının ortasında ABD'de bazı eyaletlerin Johnson & Johnson aşısının kullanımını askıya alması gibi örnekler ise tartışmalara farklı bir boyut katmakta. ABD'de federal sağlık yetkilileri son derece nadir olarak görülen ancak rahatsız edici kan pıhtısı vakalarıyla ilgili incelemeler tamamlanana kadar söz konusu aşının kullanımına ara verilmesini “kaçınılmaz” olarak tanımlıyordu ancak böylesi kararların farklı bir etkisi daha oluyor.

BİR MİLYONDA BİR!

Bilim insanları sağduyu ile konuya yaklaşarak hareket ediyor ancak ülkedeki halk sağlığı uzmanları ise şuna dikkat çekiyor:

Pıhtı şu ana kadar aşı uygulanan her bir milyon kişiden yalnızca birinde görülüyor ve bu duruma aşının neden olup olmadığı henüz ispatlanmış bir durum değil. Sonuç olarak pıhtı vakalarının bu kadar vurgulanması aşı tereddütünü artırırsa ve komplo teorisyenlerinin elini güçlendirirse, “duraklama” döneminin kurtardığından daha fazla insan hasta olabilir ve hatta yaşamını yitirebilir.

 

Artan vakalar, kademeli olarak kuvvetlenen varyantlar ve bunlara karşı aşılama mücadelesi... Aşı ve virüs arasında bariz bir yarış devam ederken yaşanan her türlü aksaklık koronavirüsü kapı dışarı edeceğimiz günü öteliyor.

Los Angeles Halk Sağlığı Departmanı Baş Bilim Sorumlusu Dr. Paul Simon, “J&J aşısına ilişkin artan çekinceler konusunda endişeliyiz, ancak buna ek olarak, bu çekinceler halkın diğer aşılarla ilgili endişelerini de artırabilir” diyor.

 

FRANSIZLAR'IN YÜZDE 61, ALMANLAR'IN YÜZDE 55'İ 'GÜVENSİZ' DİYOR!

Bu konuda en somut örnek AstraZeneca. Özellikle Kıta Avrupası'nda bu aşıya yönelik şüpheler, pıhtı vakalarıyla artmış durumda. Uzmanlar AstraZeneca aşısı olanlarda görülen pıhtı vakalarının da son derece nadir olduğunu vurgularken buna rağmen mart ayında YouGov'un yaptığı ankette Fransız katılımcıların yüzde 61'i, Alman katılımcıların yüzde 55'i, İspanyol katılımcıların ise yüzde 52'si AstraZeneca'yı “güvensiz” olarak tanımladı.

Almanya'da 14-16 Aralık 2020 tarihindeki verilere göre “güvensiz” diyenlerin toplam oranı yüzde 30, Fransa'da ise aynı tarih aralıklarında bu oran yüzde 48'di. İspanya'da ise bir önceki verinin toplandığı 25 Şubat-1 Mart 2021 haftasında yüzde 25 olan “güvensiz” oranı, o dönem çıkan pıhtı vakalarından sonra 17-18 Mart'ta yüzde 52'ye sıçradı.

'İLETİŞİM KÂBUSU'

New York Üniversitesi'nde sağlık riski iletişiminde uzman olan Dr. Rachael Piltch-Loeb, “Bu bir iletişim kâbusu” açıklamasında bulunuyor. NYU Küresel Halk Sağlığı Okulu'nda görev yapan Dr. Piltch-Loeb aynı zamanda yetkililerin başka etik bir seçeneği olmadığının da altını çiziyor ve “Bunları görmezden gelmek, halk sağlığı görevlilerinin halka yalan söylediği yönünde ortaya atılan komplo teorilerini beslemek olurdu” ifadelerini kullanıyor.

Serbest web tasarımcısı 22 yaşındaki Kayli Balin, J&J aşısını tek doz olması sebebiyle tercih edip randevusunu almıştı ancak “pıhtı” olayı, randevusunu iptal edip Moderna tercih etmesine neden oldu. Kayli, en azından farklı bir aşı tercih ederek toplumsal bağışıklığın bir parçası olmaktan vazgeçmedi ancak doğru kurulmayan iletişimin bazı insanların aşıdan tamamen vazgeçmesine neden olacağı da aşikar.

 

Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu'nda halk sağlığı mesajları üzerine çalışan Rupali J. Limaye sorunun, “göreceli riski anlatmak” olduğunu söylüyor. Limaye bu noktada, aşıya tepki olarak kan pıhtılaşması görülmesi ihtimalinin, sigara içenlerde ve hormonal kontrasepsiyon (gebelik önleyici hormon dengeliyici ilaçlar) kullanan kadınlarda kan pıhtılaşması görülme oranından çok daha düşük olduğunun altını çiziyor.

Georgetown Üniversitesi Küresel Sağlık Bilimi ve Güvenlik Merkezi'nde görev yapan virolog Dr. Angela Rasmussen ise Twitter'da, aşılananlar, oral kontraseptif kullananlar ve Covid-19 olanlar arasında kan pıhtılarının görülme sıklığına dikkat çekti.

 

PROF. DR. ŞAŞMAZ: 'ALERJİ TEDAVİSİNDE KULLANILAN İLAÇ BİLE ALERJİK REAKSİYON YAPABİLİYOR!'

Bununla birlikte 2 Nisan'da Haberglobal.com.tr'ye konuşan Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı Öğr. Üyesi Prof. Dr. Caferi Tayyar Şaşmaz da “yan etki” meselesine çarpıcı sözlerle değinmişti:

“Aşı yapılmaz ise ortaya çıkacak sağlık sorunları, aşı yapıldığında yaşanacak sağlık sorunlarından kıyaslanamayacak derecede büyüktür... Yan etkiler ve alerjik reaksiyonlar bütün tıbbi araçlarda her 100 bin kişide veya her 1 milyon kişide bir kez görülebilir. Alerji tedavisinde kullanılan antihistaminikler bile alerjik etki yaratabiliyor! Hiçbir tıbbi araç, 0 yan etkili değil.”

Uzmanlar kan pıhtısı görülmesi gibi durumlarda yapılan iletişimin “Aşıları derhal durdurun!” tonundan ziyade gerçeği daha iyi yansıtan “Bilimsel açıdan riski en aza indirmek için kısa bir ara veriyoruz” şeklinde kurulması gerektiğinin altını çizerken Dr. Piltch-Loeb ise şunu vurguluyor:

“İnsanların yan etkiler ve aşılar konusunda geçerli endişeleri var. Bunun üzerine konuşabiliriz. Kaygıları doğrudan ele alarak ve şeffaf olarak anlamlı yanıtlar verdiğimizde insanlar 'Evet, aşı olmak istiyorum' diyecektir.”

 

Kaynak: New York Times, YouGov

 

HABERİ PAYLAŞ:
BUNLARA DA BAKIN